Başyayla Tarihi - Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde Başyayla

Başyayla Tarihi - Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde Başyayla içeriğini okuyabilir, KaramanOnline.com Bizim Başyayla kategorisinde yer alan Başyayla Tarihi - Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde Başyayla yazısını değerlendirebilir ve yorum yazabilirsiniz.


Malazgirt Savaşı’na kadar Roma hâkimiyetinde kaldı. Bu savaştan sonra Anadolu Türkler tarafından fethedilmeye başlayınca bu bölgede Türk hâkimiyetine girdi. Taşeli diye de bilinen Başyayla ve çevresini 1115 yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaeddin Keykubat tarafından fethedildi.

Türkler bu bölgeye gelerek yerleşmeye başladılar. Özellikle Moğol baskısından dolayı birçok Türk boyu Anadolu’ya gelerek Anadolu’yu yurt edinmeye başladılar. İşte Oğuz Türklerinin Üç Ok Kolu’nun Avşar Boyu’na mensup olan Karamanoğulları da Anadolu’ya geldiler. Anadolu Selçuklu Sultanı 1.Alaaddin Keykubat, Karamanoğulları Beyliğini 1228 yılında Sarıveliler- Başyayla- Ermenek’te Kamış ve Balkusan yöresine yerleştirilmiştir. Beyliğin başında Nuri Sofu ( Nur Sofu Allah’ın Nuru) bulunuyordu. Nuri Sofi ölünce beyliğin başına oğlu Karaman Bey geçti. Nure Sofi; yaşadığı yer olan Mut ilçesinin Yalnızcabağ Köyü Değirmenlik Yaylasına defnedildi.

Karaman Bey cesur, atılgan, özü ve sözü pek bir kişi idi. Karamanoğlu, beyliğinin sınırlarını genişletti. Böylece Larende’nin adı Karaman oldu. Karaman Bey, Selçuklu Sultanı adına Antalya’yı almak için, ordusu ile yola çıkarken harp usullerini öğrensin diye daha küçük olan oğlu “Karamanoğlu Mehmet Bey'i” de yanında götürdü.

Antalya şehrini aldı. Şehrin anahtarlarını Selçuklu Sultanına gönderdi. Selçuklu Devleti vezirleri Karaman Beyin büyük başarılarını çekemediler, kıskandılar. Vezirlerde aşağılık duygusu hâkim olduğundan: “Karaman Bey bir gün gelecek buraları alacak” diyerek dönemin Osmanlı Padişahını Karaman Beye karşı kışkırtırlar. Vezirler, Karaman Bey’i kutlamak görüntüsü içerisinde hediyelerle bir dizdarı (elçi) gönderdiler. Burdur İli’nin Bürücek yaylasında bir yemek ve eğlence anında Selçuklu dizdarı gizlice Karaman Beyin içeceğinin içerisine zehir koyar. Karaman Bey; içeceği içince zehirlendiğinin farkına varır ve kılıcını çekerek o anda zehri koyan dizdarı oracıkta öldürür.

Karaman Bey yanındaki Türkmen (Yörük) Beylerine “Ey Beylerim..! Oğlum Mehmet Bey’i düşmanlardan koruyun. “Ey oğlum Mehmet Bey…! Kanımı sultana komayasın (öcümü alasın)” der ve Karaman Bey orada ölür. Karaman Bey’in cenazesi Ermenek İlçesine bağlı “Balkusan” köyündeki türbesine defnedilir.

Karaman Bey’in oğlu Mehmet Bey’i düşmanlardan korumak için Taşeli’nin bilinmeyecek yörelerinde Türkmen (Yörük) beyleri tarafından korunur. Ancak asıl yetiştirildiği yer Bolkar Dağlarıdır ve Araz adlı bir bilge kişi tarafından eğitilmiştir. Karaman Oğlu Mehmet Bey’i düşmanların gözünden ırak, korumaya en uygun yerlerden biri de; Başyayla İlçesi’nin kuzeyinde bulunan; Kaş, Oluk, Tozan Su, Eşek İni Deresi, Deve Uçan, Büyük Ağ in, Küçük Ağ İn, Gara İn, Küllü İn, Kırkdirek İni, Sığır Uçtu ve Akçalı Çukuru diye adı geçen bu yerlerdir. İlçenin kuzeyini baştanbaşa kaplayan inilmesi ve çıkılması mümkün olmayan sarp seki, doğal kaledir. Mehmet Bey başı sıkıştığı zaman buralara gelir ve ulaşılması güç olan bu yörelerde kalırdı.

Bölge halkı ve yöneticileri; Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu doğal kalenin çeşitli bölümlerinde yaşadığı, ömrünün önemli bir bölümünü buralarda geçirdiğini anlatmaktadırlar. Ancak Kirazlıyayla’daki Başyayla’nın ilk camisi olarak da kabul edilen caminin kapısı restore edilen çeşmedeki yazılar Karamanoğlu Mehmet Bey’in buralarda da yaşadığı göstermektedir.

Küçük bir uç beyliğiyken kısa zamanda gelişip Anadolu’ya hâkim olan Osmanlı Devleti ile Karamanoğulları arasında uzun yıllar mücadele olmuştur. Karamanoğulları Beyliği ilk önce Yıldırım Beyazıt Döneminde Osmanlı hâkimiyetine girdiyse de Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden bağımsızlığını elde etti. Karamanoğulları Osmanlı Devleti’yle mücadeleden vazgeçmediler, ta ki Osmanlılar tarafından fethedilinceye kadar. Fatih Sultan Mehmet Karamanoğulları’nın büyük bir kısmını ele geçirmişse de beylik tam olarak II. Beyazıt Döneminde Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Karamanoğulları topraklarının Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle bu bölgede Osmanlılara bağlanmıştır. II. Beyazıd’ın, Karamanoğulları’nın egemenliğine son vermesiyle Taşeli Bölgesi Osmanlı idaresine geçmiştir.

Bu tarihten sonra bölge İçil (İçel) Sancağı’na bağlanmış, Karamanoğulları dönemindeki önemini kaybetmiştir. 17. yüzyılın üçüncü çeyreğinde (1650-1675) yıllarında bölgeye uğrayan Evliya Çelebi, bölgedeki yerleşim yerleri hakkında bilgi vermektedir. Evliya Çelebi Göktepe (Fariske), Ermenek, Gözen Kalesi’nden bahseder. Gözen Kalesi’nin vergi alınmak için yapıldığını, kaleye halat ile çıkıldığını anlatır. Kırazlıyayla (Lafsa)’nın Ortaçağ’da gümrük merkezi olduğunu bilmekteyiz. Fakat burada vergi toplandığı konusunda bilgimiz yoktur. Evliya Çelebi’nin Gözen Kalesi olarak tarif ettiği kale, Kirazlıyayla (Lauzados) olmalıdır.

Yazar Hasan Şimşek Karamanoğlu Mehmet Beyin bu yerlerde yaşadığı konusunda açıklamalarda bulunmuştur. Başyayla tarih öncesi ve tarih çağlarının eserleri ile doludur. Kaya mezarları, aslan figürleri, Latince yazılar mağaralar ile tarih fışkırıyor. Sarp ve yüksek kayalıklar ile çevrili olan bu mağaralar Karamanoğullarına sığınak olmuştur.

Karamanoğlu Mehmet Bey de bu mağaraların bir kaçı olan Büyük Ağin ve Küçük Ağin de korunmuştur. Karamanoğulları ovanın korumasız arazilerine karşı Taşeli’deki sarp kayalıklarda mağaralarda güvenliklerini sağlamışlardır. Bu mağaraları incele ekibimizde bulunan Yazar Hasan Şimşek ve basın konusunda yüksek lisans tezi de bulunan kardeşi Ali Şimşek ile rehberimiz Başyayla Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Emin Çetiner ve Gazeteci Araştırmacı Yazar Mustafa Ertaş bu mağaraları, tarih öncesi yazı devrinin ve Karamanoğulları dönemini gözlemleyerek belgelemişlerdir. “Karamanoğlu Mehmet Bey belirli dönemlerde Başyayla'daki bu yerleri sığınak olarak kullanmışlardır.

1994-2004 Yıllarında Başyayla Belediye Başkanı olan Kemal Ateş yukarıdaki konuyla ilgili şu bilgileri sundu: “Halk arasında yıllardan bu yana konuşulan; Başyayla’nın kuzeyini baştanbaşa bir hisar gibi kaplayan sarp yamaçları içindeki sayısız inlerin olduğu gibi Karamanoğlu Mehmet Bey Hisar Önü mevkiinde, Ağin Mağaralarında birkaç yıl yaşadığı ve öldürülmekten korunmak için bu yerlerde uzun süre yaşadığı ve saklandığı bütün yaşlılarımız babadan oğula söylene gelmiştir.”

Başyayla İlçesi Kirazlıyayla (Lafsa)’da “Hatıplar Sülalesi” inden 1340 (1924) doğumlu Hasan Hüsnü Okutan, araştırma konumuzla ilgili Sait Bulut Parkında kalabalık vatandaşlar önünde şu bilgileri açıkladı: “Kirazlıyayla (Lafsa)’da Değirmen önünde bulunan Değirmenönü Köprüsü iki tanedir. Köprünün biri Başyayla’dan Taşkent’e yol verir. Diğeri de Bozyaka, Üzümlü ve Büyükkarapınar köylerine yol verir.

Bu köprüleri Karamanoğlu Mehmet Bey’in yaptırdığı halk arasında söylene gelmektedir. Çünkü o zamanlarda her yerde olduğu gibi buralarda da çok kar ve yağmur yağdığından derelerde selden geçilmez olması sebebiyle bu köprüler yapılmıştır. Karamanoğlu Mehmet Bey bu köprülerden geçerek Ağin ve diğer inlerde yaşamış, bu inleri kendisine, tebaasına, yakınlarına sığınak ve korunak olarak kullanmış olduklarını büyüklerimiz dilden dile anlatırlardı. Ben bunları bilirim. Bir de şöyle anlatırlardı; köprülerin başında gelip geçecekleri kontrol eden eli hançerli beli silahlı bekçiler olduğunu söylerlerdi.” Hasan Hüsnü Okutan(1340 Doğumlu)

Başyayla İlçesi Kirazlıyayla (Lafsa)’da “Hatıplar Sülalesi’nden 1931 doğumlu Büyükadın Okutan, araştırma konumuzla ilgili Sait Bulut Parkı’nda kalabalık vatandaşların önünde şu bilgileri açıkladı: “Ben babamdan ve eşimden devamlı duya geldiğim, Karamanoğlu Mehmet Bey’e ait söz şöyledir. “Öyle bir köprü yapalım ki kıyamete kadar bu köprü baki kalsın” Karamanoğlu Mehmet Bey böyle demiştir.

İlçemiz Kirazlıyayla (Lafsa) Mahallesi Değirmen Önü mevkiinde bulunan tarihi iki köprü Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. İki ayrı bölüm ve kemerden oluşan köprünün temelleri dar ve araçlar geçmediğinden köprüler ilk yapıldığı gibi doğal yapısını korumaktadır. Ancak (1968-1970)’li yıllarda o zamanın Belediye Başkanı (Rahmetli) Sait Bulut tarafından Değirmen Önünde ki eski köprünün temelleri üzerine düz beton atılarak geniş bir köprü yapılmıştır.

Başyayla’ya gittiğimizde özellikle biz de bu köprüyü merak ediyorduk. İlçeyi ve tarihi yerlerini gezdikten sonra ilçeyi gezdirecek ve tanıtacak Sait Selvi ve Ahmet Ural Beylerle yola koyuluyoruz bu tarih kokan ilçede.  Başyayla, Roma ve Bizans dönemi kalıntıları ile yüzlerce dev mağaralarıyla, kilise ve örenleriyle harika bir görüntüye sahiptir. Başyayla’nın kuzeyinde bulunan kayalıklarda Hisarönü mevkiinde Akin, Aktepe, Kırkdirekinler bulunmaktadır. Buradaki mağaralarda Karamanoğlu Mehmet Bey’in zaman zaman kaldığı anlatılmakta. Başyayla’daki cami kapısı ve yakınındaki çeşmenin kitabesine ve kullanılan motiflere bakınca bu bilginin doğruluk payı olduğunu görüyoruz.

Ama asıl bizi etkileyen Karamanoğulları eserlerinden olan mezarlıkları ve hala eski geleneklerin devamıyla kendimizi Türkistan’da sanıyoruz. Buradaki mezarlıklarda yüzlerce balbal taşları ile karşılaşıyoruz. Bir de Türkistan’da olan mezarlara tahta ve oyulmuş ağaç dikme geleneği hala devam ediyor. Sanırım buraların coğrafi yapısı itibarı ile kültürel etkileşime kapalı kalması ve bozulmamasıdır.

Başyayla’yı bizim için önemli kılan bir yapıyı özellikle arıyor ve buluyoruz. Karamanoğlu Mehmet Bey’in kısa beyliği döneminde sadece o meşhur Türkçe Fermanı dışında bildiğimiz nadir eseri vardır. Değirmenönü mevkiinde iki köprü bulunmaktadır. Bunlardan birisi yıkılmış ama bir tanesi sağlam durmaktadır. Bildiğim kadarı ile Karamanoğlu Mehmet Bey’in tek eseri olan köprü yakın zamana kadar kullanılıyormuş. Bu çok önemli bir yapıdır ve Mehmet Bey’in anısını yaşatan tek yapı bir su köprüsüdür. Bu konu ile ilgili olarak bölgede anlatılan birde efsane dilden dile bu günlere ulaşmış. Karamanoğlu Mehmet Bey’in şöyle dediği rivayet olunmaktadır. “Öyle bir köprü yapalım ki; kıyamete kadar bu köprü baki kalsın." İnşallah bu köprü iyi korunur. Mustafa Ertaş Hoca yörenin tanıtımı ile ilgili epey uğraş vermiş. Bu köprüyü ilk gün yüzüne çıkartan da odur.

Burası manevi yönden de Kutup Ahmet Efendi ile zenginleşiyor. Kutb’ul Arifin olarak adlandırılan bu muhterem zat, Başyayla’nın manevi bekçilerindendir.

Kirazlıyayla Mahallesi (Lafsa) Mezarlığında medfun bulunan Kutb’ul Aktab Efendi Başyayla’nın manevi kültür miraslarından birisidir. Kutb’ul Aktab, kutupların da kutbu, âlimlerin ve ermişlerinde hocası demektir. 1690 yılında Lafsa’da vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Bu muhterem zatın kerametleri hala anlatılmaktadır. Buraya bir cami yaptırmak isterler. Haliyle gelip gideni, ziyaret edeni de çok olduğu için camiyi biraz büyük yaparlar. Caminin üzerini örtmek ve kemerler arasında bağlantı kurmak için en uzun ağacı keserler. Ancak bu ağaç buraya yetişmez. Halk ve ustalar çaresiz durumdayken Kutb’ul Aktab, asılın der ve ağaç uzayarak buraya yetişir.

Başyayla uzun yıllar Ermenek'e bağlı kalmıştır. 1967 yılında Kirazlıyayla (Lafsa) Göztepe (Nahlas) Yeni Mahalle (Söğütlü) Şirindere (Bedenet) ile Başköy'ün birleşmesiyle kasaba olmuş, bundan dolayı da ismi (Başköyün Baş – Kirazlıyayla’nın Yayla kelimelerinden alarak)  Başyayla olarak değiştirilmiştir.  3644 Sayılı Kanun ile 9 Mayıs 1990 yılında ilçe olan Başyayla Karaman'a bağlanmıştır. İlçe şu an Göztepe, Yenimahalle, Başköy, Şirindere ve Kirazlıyayla Mahalle'lerinden oluşmaktadır. Ayrıca Kışla, Bozyaka, Üzümlü ve Büyük Karapınar ilçenin başlıca köyleridir.

1845 yılı temettuat defterlerine göre Başköy 82 hane 410 nüfus, Lafza 68 hane 340 nüfus kayıtlıdır. Ayrıca köylerinden Davdas (Üzümlü), Karapınar (Büyükkarapınar), Kışla, Gerde (Bozyaka) görülmektedir. Diğer mahalleleri ile ilgili kayıt yoktur. Muhtemelen Göztepe (Nahlas) ve Şirindere (Bedenet) diğer mahalleler içerisine kaydolmuş olmalıdır.

Başköyde bu tarihte olan kişilerin lakapları şöyledir: Abdulaziz zade Abdulhalim Efendi Efendi İmam, Hacı Kerim oğlu Ali, Abdulmü'min Efendi Efendi Müderris-i Kiram, Mustafa Efendi oğlu Mustafa,… oğlu Efendizade Mehmed Said, Abdulazim oğlu Ali, Osman Efendi oğlu Hüseyin Efendi, Ali Efendi oğlu Osman Efendi, Ömer oğlu Yunus, Halil oğlu Kerim, Beytullah oğlu Mehmed, Kara Mustafa oğlu Mahmud, Abdurrahman oğlu Abdi, Abdurrahman oğlu Osman, Hüseyin oğlu Süleyman, Mehmed oğlu Süleyman, Mesud oğlu Osman, Çanak Süleyman oğlu Ali, Tatar Kerim oğlu Mehmed, Tatar oğlu Ahmed ve Hüseyin, Beytullah, Tatar oğlu Mustafa ve Ahmet, Ali Efendi oğlu Hasan, Koca oğlu Ali, Çanak oğlu Ali, Kerim Kethüda oğlu Abdullah, Topçu oğlu Abdurahman, Davud oğlu Hüseyin, Sarraç oğlu Osman, … oğlu Mehmed, Kara Ömer oğlu Mehmed, Kara Ömer oğlu Sarraç Hüseyin, Ömer oğlu İbrahim, Koç oğlu Mustafa, Koç oğlu Durmuş Ali, Abdurrahim oğlu Abdulkafi, Hüseyin oğlu Abdurrahman, Mustafa oğlu Mehmed, Ali Koca oğlu Mahmud, Kerim oğlu Mustafa, Musdan oğlu Abdullah, Kara Musdan oğlu Hasan, Musdan oğlu Mehmed, Bulaşık Hasan, İbrahim oğlu İsmail, Mesud oğlu Hasan, Mustafa oğlu Ahmed, Musa oğlu Abdurrahman, ... oğlu Hasan, Ahmed oğlu Mahmud, Ali oğlu Molla Kerim, Mesud oğlu Hüseyin, Tufan oğlu Hüseyin, … oğlu Abdurrahman, Tufan Kerim oğlu, Kerim oğlu Mahmud ve Süleyman, Abdullah oğlu Mehmed, Hacı Kerim oğlu Kerim ve Abdüllatif, … oğlu Abdulaziz, Kafi oğlu Ahmed, Hüsam oğlu Mustafa, Hacı Veli oğlu Ali,  Deli Mehmed oğlu Mustafa, Bulgurcu Ahmed, Bulgurcu oğlu Ahmed, Bulgurcu oğlu Kerim, Koç oğlu Abdullah, Yörük Halil oğlu Osman, Hüsam Çelebi oğlu Hasan, Nebi oğlu Abdulgani, Hasan Efendi oğlu Mustafa, Kahveci Mustafa oğlu Ali, ... oğlu Mehmed oğlu Abdurrahman, Abdullah oğlu Süleyman, Kerimoğlu, Bulgurcu oğlu Hüseyin, Kahveci oğlu Abdulkadir.

1845 yılında Lafza (Kirazlıyayla)’da olan hane reisleri ve lakapları şunlardır: Abdulhalim Efendizade Şeyh Ahmed Efendi, İshaklı oğlu Mehmed, Abdulhalim oğlu Efendizade Abdullah Efendi, Abdulhalim Efendizade Mehmed Efendi, İbrahim Ethem efendizade Şeyh Ali Efendi Nakşibendi Halifi, Abdullah Efendizade Şeyh Mustafa Efendi, Şeyh Ahmed Efendizade Alaaddin Efendi, Ataallah oğlu Hacı Ali, Abdi oğlu Abdi,  İsmail Efendi oğlu Hacı Ahmed Efendi, Hacı Mustafa oğlu Abdurrahman, Kerim oğlu Abdulkerim, Osman Çelebi oğlu Mehmed, Çukadar oğlu Ahmed,  Hasan Tımarlı Askeri Zaptiye, Osman oğlu Hasan Tımarlı Askeri Zaptiye Süvarisi, Abdi oğlu Abdullah Tımarlı Süvari Askeri Zabtiyesi, Habib oğlu Hüseyin, Karagöz oğlu Mehmet ve İbrahim, Karaoğlu Hüseyin, Telli Ali oğlu Ahmed Asakiri Şahaneden, Kara Mehmed oğlu Ahmed Asakiri Şahaneden Tekaüd, Abdulazim oğlu Abdullah, Mustafa oğlu Kara Hasan, İsa oğlu Ali,  ... Mustafa oğlu Şaban, Toraman İbrahim oğlu Mehmed, İshaklı oğlu Mustafa, Süleyman oğlu Süleyman, Kahraman oğlu Mehmed, Abdurrahman oğlu Mehmed, Kasım oğlu Hasan, Nurullah oğlu Ömer, Topal Hasan, Emrah oğlu Hasan, Abdülmümin oğlu Abdullah, Kara Ahmed oğlu Mustafa, Berber oğlu Mustafa, Hacı İbrahim oğlu Veli, Berber oğlu İsmail, Kütük Halil oğlu Yusuf, Çolak Hasan oğlu Hüseyin, Kaba Mustafa oğlu Mehmed, Bayram oğlu Halil, Molla Yahya oğlu Aydın, Küçük Abdullah oğlu Mustafa, İbiş oğlu Hüseyin, Çolak oğlu Abdullah, Karagöz Ahmed oğlu Ömer, Abdullah oğlu Süleyman, Hüseyin oğlu Ömer, Hüseyin oğlu Ali, Hüseyin oğlu Hasan, Receb oğlu Mustafa, Receb oğlu Mehmed, Mahmudcan oğlu Ömer, … Mehmed oğlu Hasan, Şamlı Ali oğlu Osman, İbiş İbrahim oğlu Mustafa,  Abdullah oğlu Ahmed, Mehmed oğlu Ömer.

Başyayla Tarihi - Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde Başyayla içeriği, 15 Kasım 2020 tarihinde Karaman Şehir Portalı sitesinin Keşfet bölümüne eklenmiştir.

DEĞERLENDİRME 3.0

İçeriği Nasıl Buldunuz?

Captcha